Ads 468x60px

HANGİ ETKİNLİK? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HANGİ ETKİNLİK? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Kilitist -- Kayıp Kitap: Codex Gigas

Bu günlerde evden kaçış oyunlarından  o kadar fazla türedi ki; hangisi eğlenceli, hangisi bu sektöre yeni bir şeyler katabilmiş, hangisi verdiğimiz paraya değer, karar vermek gerçekten çok zorlaştı.

İşte size  "denizde bir liman" tavsiyesi:

Benim gibi kaçış oyunlarına meraklıysanız ve aynı tarz bulmacalardan, kilitlerden sıkılmaya başladıysanız mutlaka Kilitist'e uğramalısınız.

"Kilitist, Kayıp Kitap: Codex Gigas" Kadıköy'de açılmış yeni bir oyun.
Peki neden gidelim bu oyuna derseniz işte size çok önemli sebepler:

Mekan:
  • Kadıköy'de çok merkezi bir yerde olması
Boğa heykeline çok yakın mekan. Çıkışta her yere kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz.
  • 250 m2 alana sahip olması
Rahat rahat, geniş geniş oynayabilirsiniz. Öyle çarptım kırıldı, döküldü derdi yok. İleride bu alanda 3 oyun oynanabilecekmiş. Ayrıca yeni oyun "Kilitist: Bodrum - Basement" oyununda 12 kişiye kadar bir ekip  kurulabileceğini öğrendik.
  • Klimalı olması
Özellikle yaz aylarında kesinlikle kaçmak istemeyeceğiniz bir yer aslında:).Bir çok evde klima yok ve gerçekten çok bunaltıcı olabiliyor.)
  • Dinlenme salonu olması.
Öyle kapıdan girdin, hemen oyun başladı yok. Mekana erken geldiniz diyelim. Dışarıda beklemek de yok. Eve ilk girişte geniş bir hol: çay, kahve, su. Rahatımız için her şey var.)

Oyun - Kilitist: Codex Gigas:
  • Hikaye
Codex Gigas gerçek bir hikaye. Bu nedenle de daha ilginç. Dekorlar hikayeye göre tasarlanmış. Hikayeyi oyuna girişte okuyorsunuz zaten. Her şey bir bütün içinde anlayacağınız.
  • Bulmacalar
Benim kadar çok oyuna gitmiş olan varsa, bazı oyunlarda bulmacaların birbirlerini tekrarladığını görmüşlerdir. 
Bu oyunda bulmacalar gerçekten çok özgündü. Baya kafa patlatmak zorunda kaldık:)
Bizim ekibin yorumu, zorluk düzeyi oldukça üstlerde bir oyundu. Ama zoru başarmak her zaman daha keyif verici değil mi?
  • Kilitler
Oyun sonrası sohbetimizde öğrendik ki kilitlerin bir çoğu yurt dışından getirilmiş. Öyle bul şifreyi,tak anahtarı çık değil hepsi:)
İlginç kilitlerle karşılaşacaksınız.
  • Dekor
Çok özenilmiş. Öyle eski püskü kırık dökük eşyalar yok bu oyunda.
En ince detayına kadar emek harcanmış, biz bu yüzden çok etkilendik ve beğendik.
Yani sırf haydi bir oyun açalım diye açılmış bir oyun değil, yine oyundan sonraki sohbetimizde öğrendik ki: yaklaşık 6 ay sürmüş yapımı.
  • Işık-Ses
Buna özellikle yer vermek istedim. Bazı oyunlardaki ses ve ışık sistemi o kadar kötü oluyor ki. Ne müzik anlaşıyor, ne operatörün söyledikleri.
Ya da mekan o kadar karanlık oluyor ki, kendimi bulamıyorum,  o derece.
Bu oyunda böyle bir sorunla karşılaşmayacağınızı garanti edebilirim.

Ve son olarak:
  • Ekip
18. kaçış oyununa gitmiş biri olarak diyebilirim ki, "Kilitist" in yeri benim için her zaman ayrı olacaktır.
Neden mi?
Çünkü bu sefer 3 yaşındaki oğlumla birlikte kaçmaya çalıştık :) .
Son andaki plan değişikliğimizden dolayı Burak'ı da yanımıza almak zorunda kaldık.
Mekanı arayıp sorduğumuzda, çok sıcak karşıladılar sadece oyunun konseptinden dolayı belki Burak rahatsız olabilir diye endişelendiler ama onun da çözümü  olarak dinlenme salonuna geçebileceğimizi söylediler.
Biz de şansımızı denedik:) Ve sonuç: Acayip eğlendik.
Sanırım evden kaçan "en küçük kaçak" Burko artık:)


Oyun sonrası Kilitist ekibinin sıcak karşılaması ve sohbeti ile birlikte dolu dolu , hoş anılarla birlikte 1 saati geride bıraktık.

Ben açıkçası diğer Kilitist oyunlarını da 4 gözle bekliyorum.

Yakında açılacak oyunlar:
Bodrum: Basement
Hayalet Gemi: Mary Celeste

Rezervasyon ve bilgi için: http://kilitist.com/

Haydi ben kaçtım. Herkese  de bol kaçışlar:)

                           



10 Ağustos 2015 Pazartesi

The Panic House - Joker's Cube

Amaç sadece 60 dakika da kaçabilmeyi başarmak değil. Amaç "Eğlenmek" gerçekten eğlenmek temalı bu seferki oyunumuz.

The Panic House - Kadıköy'de açılmış ve kaçış oyunlarına yepyeni bir boyut getiren bir oyun bence. Joker'in evindeyiz bu sefer. Joker bizi hapsetmiş ve evden hemen çıkmalıyız çünkü ev pek tekin değil:) Ne de olsa Joker'in evi, her an her şey olabilir.

Sırf gerilim değil ayrıca eğlence dolu- dopdolu bir saat sizi bekliyor. Bir yandan korkuyoruz ama bir yandan da Joker'in oyuncaklarıyla oynamaktan kendimizi alamadık biz. Gerçek hayatta rastlamanız zor ama hep "nasıl bir şey acaba" diye merak ettiğiniz objeler dolu oyunda.

Dekorasyonu ve objeleriyle ön planda olan oyunun bulmacaları da oldukça yaratıcı ve keyifliydi. 

Biz ekipçe çok keyif aldık, oyun sonrası da oyunun kurucularıyla uzun ve eğlenceli bir sohbete daldık. 

En son; siz ne oyun yapsanız biz geliriz, 10 numara 5 yıldızdı diyerek ayrıldık ama gece boyunca da kritiğimiz devam etti.

Joker'in pek misafirperver olduğunu söyleyemem. Ama yine de müze tadındaki evini bir ziyaret edin derim ben :)

Bu da rezervasyon ve bilgi için web sitesi: www.thepanichouse.com


Görev.In: Tarihi bir köşkten kaçmak

Yoğunluk, yorgunluk, işler, güçler. Yazamadığım, yazmaya fırsat yaratmadığım doğrudur. 
Bu nedenle yokluğumu örtbas etmek için hızlı bir giriş yapayım istedim.

Yazamadığım sıralarda, söylemesi ayıp bol bol gezdim, yeni hobiler edindim ve tabiki bol bol kaçtım:)

Kaçtım derken tabiki Kaçış oyunlarından bahsediyorum.

Gorev.in daha önce katıldığım kaçış oyunlarından farklı olarak tarihi bir köşkte geçiyor. Kadıköy Moda'da 3 katlı bir köşkte tabiri caizse bulmacaya doyacaksınız.

Arkeolag olan büyük ablalarının muhafaza ettiği değerli aile yadigarını arayan 4 kardeşin hikayesi kurgulanmış bu oyunda.

Açılması zor kilitler ve anlamsız bulmacalar yer almıyor kesinlikle. Sonunda da "Eee ne oldu şimdi anlamadık biz?" gibi bir durum da yok. Çünkü bir amacınız var. Ve bu amaca ulaşmak için çözmeniz gereken bulmacalar gerçekten çok keyifli ve yaratıcı.

Görev.in hem hikayesi, hem bulmacaları ile bizden tam puan almayı başardı.

Özellikle bu aralar korku temalı oyunların bolca olduğu sektörde, sakin ve keyifli dakikalar geçirmek isteyenler için  birebir bir oyun. Aman ha sakin derken, çıkmak için 60 dakikanız var, o kadar da sakin olmayın:)

Bu da rezervasyon ve bilgi için internet sitesi: http://www.gorev.in/

Gideceklere şimdiden bol eğlenceler.

Son cümle: Aile yadigarında da gözüm kaldı. Tekrar gidip, gerçekten kaçırsam mı diyorum :)


25 Aralık 2014 Perşembe

Excape - Gri Gölgenin Gizemi


Bir evdesiniz...Tamamen yabancı bir ortam ve etraf karanlık...Kapılar kilitli ve çıkmak için sadece 60 dakikanız var. Yukarıdaki gösterge dakikaları geriye saymaya başladı bile. Yapmanız gereken ipuçlarını çözerek evden kaçmak ve gri gölgenin gizemini çözmek..


Yine bir kaçış oyunundayız. Ama bu seferki hepsinden farklı, hepsinden özel. Çünkü doğum günüm de kaçmaya çalışıyorum şimdi. Artık evden mi kaçıyorum, 30. yaşımdan mı kaçıyorum orası ayrı konu.

Ama doğum günümde arkadaşlarımla birlikte inanılmaz keyifli dakikalar geçirdik, Excape sayesinde.

Excape'in; Taksim'de çok merkezi bir yerde olması, oyunun ilginç bir hikayeyi (Gri Gölge) yaşatması ve önceden aldığımız duyumlara göre de; kaçmanın çok zor olduğu bilgisi, bizi hemen rezervasyon yaptırmaya teşvik etti.

Oyundan önce evin kapısının önünde "Gri Gölge" nin hikayesini tekrar ekipçe okuyup, benimsedik. Hazır olunca zile bastık, içeri girdik ve macera başladı.

                        

Oyun içindeki kurgu, bulmaca ve düzenek çalışmaları, oyun alanındaki tüm teknolojik altyapı ve tadilat işleri tamamen Excape ekibinin marifetiyle yapılmış. Kısacası hiç bir usta ya da iç mimar ile çalışılmamış.

Buna inanmak gerçekten çok güç, çünkü herşey en mükkemmel şekilde düşünülmüş. 6 odasıyla  oyunun tadını bol bol çıkarırken, aynı zamanda koşturmaya da hazır olun. ( Bu nedenle rahat ayakkabı giymeniz iyi olacaktır.)

Mekan hakkında çok detay vermek istemiyorum, ama mutlaka hazırlanan ortamı ve bulmacaları görmelisiniz, eminim siz de çok şaşıracaksınız ve emeğe saygı duyacaksınız.

Evin içinde yaklaşık 40. dakikamızı geride bıraktığımız anlarda, tam sona yaklaşmışız; heyecan dorukta, arkamızda birisi belirdi. O anda kalpten gidiyorum sandım. 

Meğer dostlar süpriz yapmış, herşey organize edilmiş ve ortaya Excape ekibi tarafından getirilen bir pasta ile  burun buruna gelmiş oldum. Böylece kaçışa da tatlı bir mola vermiş olduk:)
Hemen iki lokmada pastamızı yedik, fotoğraf çektik ve bulmacamıza geri döndük. 

Bu tarz oyunların ortamı  birilerine süpriz yapmak için gerçekten harika bir mekan bence. Aklın tamamen başka bir yerdeyken, ortaya çıkan süprizler o anı unutulmaz kılıyor ve ortaya çok güzel kareler çıkıyor.

Peki Sonuç:

Kaçamadık:(. 
Yani o gün ne evden kaçabildim, ne de 30. yaşımdan:)

                       

Olsun.
Yine de çok eğlendik ve asla unutamayacağım, dostlarımla geçen dolu dolu bir saat geçirmiş oldum.

Excape'e gitmeden önce tavsiyem, rezervasyon yaptırdıktan sonra mutlaka hikayeyi de internet sitelerinden bir okuyun derim. Gri Gölge'nin hikayesi burada da bitmeyecek, ilerleyen projelerinde hikaye ile ilgili daha çok şey öğrenebileceğimizin de haberini aldık :)

Merakla beklemek düşer, bize de:)

Rezervasyon ve hikaye için sizi buraya alalım:






23 Aralık 2014 Salı

Odadan Kaçış: Taksim'de Bir Kaçamak

Kaçış oyunlarına ilgimiz bitmek bilmiyor. İstanbul'da gün geçtikçe yaygınlaşan bu konsept, duyduğum kadarıyla başka şehirlere de sıçramış. Ne güzel! Arkadaş grupunuzla eğlenmek, keyifli 1 saat geçirmek, kafanızı çalıştırmak ve hayatınızın dertlerinden, tasalarından bir nebze kurtulup başka dünyaların sır kapılarını aralamak artık sadece İstanbullu'nun tekelinde değil:)

Hala duymayanlar, denemeyenler varsa şiddetle tavsiye ediyorum. Bağımlısı olacaksınız. Ben oldum galiba:) Bir oyunu bitirdikten sonra hemen başka oyun arayışlarına girer oldum ve bu sayede de geçen hafta süper bir Kaçış oyununu daha keşfetmiş bulundum.

Huzurlarınızda Yeni Tecrübem: Odadan Kaçış

Mekan; başlıktan anlaşılacağı üzere Taksim'de bir evde. 70'li yıllarda yaşamış Belis adlı bir kızın hikayesindeyiz, ve Belis'e ne olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz.
1 saatimiz var. İpuçlarını çözüp, hikayeyi tamamlamaya can atıyoruz, ama bu o kadar kolay olmayacak...

Sonucu söylemeden önce; Odadan Kaçış'ın artılarından ve diğer tecrübelerim arasındaki farklarından da söz etmek istiyorum.

Öncelikle Odadan Kaçış isminden yanılgıya düşmeyin, tek bir oda yok. Bir evden kaçacaksınız.

Bu oyunda 2 son var. Kaçanları ayrı, kaçamayanları ayrı bir hikaye bekliyor. Yani kaçamadık diye üzülmeye de gerek yok.

Diğer tecrübelerimle, Odadan Kaçış'ı kıyaslarsam- oldukça iddalı diyebilirim. Kendini tekrar eden bulmacalar yok. Yaratıcılık üst safhada. Oyunu kuran ekip, teknolojinin de nimetlerinden faydalanmayı eksik etmemişler.

Ek olarak bu oyunda bir odaya girdiğinizde etrafınızda çok dikkatinizi dağıtacak objeler de olmayacak. Yani kafayı çalıştırmak şart ve garanti:)

Veee gelelim sonuca;
Biz çıkmayı başardık :)


Oyunun sonunda hatıra bir de kart postalımız oldu ki ben bu fikri de çok sevdim. Hangi odada  ne kadar vakit harcadığımızı gösteren, arkadaşlarla oyundan sonra "Bu odada da çok zaman kaybetmişiz" gibi muhabbetlere neden olan bir incelik oldu bize:)



Siz de bu tecrübeyi yaşamak isterseniz 2-5 kişilik gruplar kurup hemen BURADAN rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Şimdiden bol şanslar,




3 Aralık 2014 Çarşamba

Kusursuz Kaçış - Korku Filmini İzlemek değil, Yaşamak

İstanbul'da çok moda olan kaçış oyunları tecrübelerimi daha önce sizinle paylaşmıştım. 

Geçen hafta da Kadıköy'ün en merkezi yerlerinden birinde bulunan "Kusur Kaçış" a davet edildik ve kaçış tecrübelerimize bir yenisini daha ekledik.

Kusursuz Kaçış'ın  oynadığımız diğer oyunlardan en büyük farkı; teması. Korku içinde bulmacaları çözüyorsunuz. Yani sadece beyninizi değil cesaretinizi de sınamış olacaksınız:)


Korku filmlerini izlerken ahkam keseriz ya, "o odaya girilir mi öleceksin, ya da o kutu açılır mı hiç deli misin?" gibi, el mahkum olunca hepsini yapıyorsunuz :) . Bir "Halka", bir "Testere" filmindeymişçesine hissederken, ipuçlarına anlam katıp evden kaçmaya çalışıyorsunuz. 
Akşam geç saatte oyuna katılmış olmamız da heyecanımızı bir tık daha arttırdı ama her şeye rağmen son dakikalarda hayatımızı kurtarıp kaçmayı başardık.


Her odaya girerken arka fonda çalan gerilim müziğinin sesinin yükselmesi, sesli uyarılardaki o ürkütücü ses tonu, fotoğraflar, dekorlar...Ah neler gördü bu gözler :)




Biz ekip olarak çok keyif aldık. Korku temasının sonuna kadar hakkını veren ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar özenle tasarlamış olan ekip; elinize sağlık :)

Bence bu deneyimi mutlaka yaşayın ve Kusursuz Kaçış'ta bir korku filminin baş kahramanı olmaya hazır olun. 



Önceki Kaçış Oyunu tecrübelerimi merak ederseniz:

Bknz: Istrapped 
Bknz: Tuzak




1 Ekim 2014 Çarşamba

Tuzak - Otelden Kaçış Oyunu

Mevsimlerden sonbahar... Artık dışarıda yapılabilecek aktiviteler kısıtlı. Eve mi tıkılacağız?

Tabi ki HAYIR!!

Tuzak oyunu tam bu mevsime göre. Biz de hemen yağmurlu bir günde bu fırsatı değerlendirip, Kadıköy'de TUZAK'a gittik.

Nedir bu TUZAK?

Daha önceki bir yazımda "istrapped" 'ten bahsetmiştim. Format aynı, ama bu sefer otelden kaçıyoruz.
Amaç 1 saat içinde ipuçlarını toplayıp, şifreleri çözerek çıkışa ulaşmak.

Yakın dostlarımızla birlikte 4 kişilik bir ekip oluşturduk ve otele kitlendik. Bir sürü ipucu, çöz çözebilirsen derken, cin ekibimiz 48.dk 'da çıkmayı başardı.

Istrapped'le kıyaslamak gerekirse, TUZAK'ın konsepti biraz daha heyecanlıydı ve dekorasyon kesinlikle çok daha başarılıydı. TUZAK'da yeni nesil tüm teknojiler kullanılmış. Çıktığımızda çok güzel karşılandık, oyun yöneticisi ile birlikte bir masada oturup kritik yaptık.

Aldığımız bilgiye göre de yakında bir oyun daha açılacakmış, hazırlıkları devam ediyormuş. 

Ama Istrapped'de ilk göz ağrımız olduğu için onun da yeri ayrı bizde.

Takım çalışmasının önemini anlamak, anlatabilmek için kesinlikle şirketler çalışanlarını bu tarz etkinliklere yönlendirmeli. Takım çalışmasını başarabilirseniz, kaçarsınız.. Başaramazsanız, hapis kalırsınız:)

Tavsiyemi sorarsanız ikisine de katılın. İkisi de çok keyifli. Hatta yeni oyunlar çıksın hepsine katılın. Ben katılacağım şahsen:) 

Hotel California Kaçakları
TUZAK rezervasyonu ve bilgi için : www.tuzak.com

1 Eylül 2014 Pazartesi

istrapped - Evden Kaçış

Müthiş zevkli, heyecanlı ve yaratıcı bir kaçış oyunu; Beyoğlu'nda hizmette.

Kaçış oyunlarıyla daha önce haşır neşir olmayanlar için belirteyim; sadece kilitlerin olduğu bir evde ipuçlarını kullanarak çıkışa ulaşmaya çalışıyorsunuz.

Ben kendime çok güveniyordum oyun başında. Özellikle kraloyun sitesinde oynadığım onca hapisten kaçma oyunlarından sonra... Ama iş başa düşünce durum baya zorlayıcı olabiliyormuş :)





Istrapped; arkadaşlarla, ya da şirket organizasyonu kapsamında katılabileceğiniz bu eğlenceli aktivite, 1 saat boyunca unutamayacağınız bir hatıra yaşatıyor size.

Ne kadar pratik zekalısınız? Ne kadar hızlısınız? ve Ne kadar yaratıcısınız?... İşte cevaplar burada...

www.istrapped.com adresinden facebook veya twitter kullanıcınızla rezervasyon yaptırabilirsiniz. Yalnız rezervasyon için acele edin çünkü kısa zamanda yer bulmak biraz zor.

Oyuna gelmeden önce mutlaka tüm ihtiyaçlarınızı karşılayın da gelin. Zira 1 saat boyunca çıkış yok. Ayrıca geç de kalmayın çünkü kendi zamanınızdan çalmış olursunuz. Ayrıca cep telefonu serbest. Nereye bırakırım telaşına gerek yok. Son olarak oyuna en fazla 5 kişilik bir ekiple gidebilirsiniz. Ekibinizi iyi seçin derim ben:)

Çalışanlar da oldukça sıcak kanlı ve yardım severlerdi :). Destek için buradan da teşekkürümü edeyim...:)

Ve her güzel şeyin sonu gibi, bu oyunda bitti ve çıkışta hatıra fotoğrafımızı çektirip, Taksim'de ekip olarak saatlerce oyunun kritiğini yaptık.


Her dakikasından keyif aldığım istrapped aktivitesi, aldığımız duyumlara göre bir şubede daha açılacakmış.

Yeni şubesinde de keşfe çıkacağım kesin. Şimdiden hevesle bekliyorum.

Gideceklere şimdiden bol şanslar :)




17 Ocak 2014 Cuma

Karanlıkta Diyalog



Karanlıktan korkar mısınız?

O zaman bu sergi size hiç uygun değil... Çünkü zifiri bir karanlıktan geçiyor yolunuz...
Ama bir kerelikte olsa bu korkunuzun üstüne gitmelisiniz derim ben. Çünkü şu an için gözlerimiz görüyor olsa da aslında hepimiz geleceğin görme engelli adayıyız. O yüzden onları daha iyi anlamak için aslında sadece gözümüzün bir şeyler görmediğini, kulağımızla, kalbimizle de bir şeyler görebildiğimizi anlamak için çok iyi bir fırsat karşınızdaki.
Eğer şanslıysanız gözün önündeki karanlıktan değil, kalp ve beynin karanlığından korkmak gerektiğini anlayacaksınız.

Karanlıkta Diyalog (Dialogue In The Dark)



Öncelikle ne zamandır gitmek istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım bu deneyimimizde bize arkadaşlık eden Ozan ve Fatma’ya teşekkür ederim. Sizinle daha keyifli oldu bu yolculuk.
Ve tabiki Murat Bey’e teşekkürler, kendisi görme engelli ama bütün gezi boyunca bizi görebilen tek kişi olduğunu hissettirdi bana.

Sergiye bu yazımdan sonra katılmayı düşünen arkadaşlara tavsiyem; mutlaka gündüz seansına gidin, gece seansları aynı fiyatta olmasına rağmen daha kısa sürüyor. Sergi için beni hoşnut etmeyen tek şey bu diyebilirim. 

Ayrıca elinizi çabuk tutun çünkü sergi kısa bir süreliğine daha İstanbul'da. Organizasyon için daha detaylı bilgi almak isterseniz de: 

http://www.biletix.com/etkinlik-grup/66384260/ISTANBUL/tr

Şimdi yaşadığımız deneyime geçmek istiyorum:

Mekan Gayrettepe Metro İstasyonunda.Önce loş bir ortamda bize içeriden bahsediyorlar. Korkmayın içerisi labirent gibi ama danışmanız size yol gösterecektir gibi rahatlatıcı uyarılardan sonra elimize değnekleri veriyorlar. Ve labirentten geçmeye başlıyoruz.
Ben çok heyecanlı ve meraklı olduğum için en ön sırada giriş yaptım. Zaten 8 kişilik gruplar halinde giriş yapılabiliyor.

Birden etraf karanlıklaşmaya başladı ve en son zifiri bir karanlığa girdim. Duvarlara tutuna tutuna ilerlerken danışmanımızın sesini duyduk. 

İlk girişte karanlık bende kalp çarpıntısı yaparken Fatma diri diri gömülmüş hissine kapılmış. Ama kısa sürede alışılıyor merak etmeyin.

Ve parkuru turlamaya başladık. Parkur İstanbul. Yaklaşık 500 metre karelik bir alana kurulmuş ve balık pazarı, manavlar, nostaljik tramvay, çocuk parkı, tekne, çiçek pasajı, sinema…yani İstanbul’a dair her şey düşünülmüş.
Dokunduk, duyduk, dinledik İstanbul’u.

Danışmanımız Murat Bey, sürekli dinlememiz için bizi yönlendirdi. Çocuk parkında hangi sesleri duyduğumuzu, pazarda hangi meyveleri hissettiğimizi sordu. Her seferinde ayrıntıda daha fazla ses duymaya başladık. (Burada kendimi tebrik etmek istiyorum bizim gruptan kedi miyavlamasını yakalayan tek kişi olduğum için. Geç oldu ama güzel oldu:))
Tramvay da Fatma bize Sessiz Gemi , Murat Bey’de Ankara’nın Bağları ve Çöpçüler şarkısını söyledi. Güle oynaya indik tramvaydan:)

Sonra görme engelli alfabesi olarak da bilinen braille alfabesinde karanlıkta kendi ismimizin harflerini bulduk.

Deniz nasıl yazılıyor aşağıda görebilirsiniz.:) Mesela D harfi 1,4,5 olarak değerlendiriliyor. Domino taşlarının yapısına benziyor noktaların dizilişi.



Ve tabi her güzel şeyin sonu gibi bu maceramızda sonra erdi.

Bitirirken Murat Bey’in çıkışta bize söylediği şeylerle kapatmak istiyorum yazımı:

"Biz Görme Engelliler, en rahat İstanbul’da yaşayabiliyoruz. Çünkü burası kalabalık yardımcı olacak insan daha çok oluyor. Otobüse binerken, karşıdan geçerken birilerinin yardım etmesi bizi çok rahat ettiriyor. Bu nedenle yardım etmekten çekinmeyin.
Ve görmemek hayatın sonu değil. Hayat devam ediyor. Ben engelli yüzme şampiyonuyum ve judo yapıyorum. Görmüyorum ama yaşamaya devam ediyorum…"

Biz; görüpte yaşayamayanlara ders olur inşaallah.


 

Bumerang

Bumerang - Yazarkafe